Dipol-dipol etkileşimi zayıf mı ?

Emir

New member
Dipol-Dipol Etkileşimi Zayıf mı? “Zayıf” Demeden Önce Biraz Daha Dikkatli Bakmak Gerekiyor

Kimyada “zayıf etkileşim” denince çoğumuzun aklına hemen etkisiz, önemsiz veya kolayca göz ardı edilebilecek bir kuvvet geliyor. Oysa dipol-dipol etkileşimleri tam olarak böyle değil. Bir molekülün sıvı hâlde kalmasından kaynama sıcaklığına, bir çözücünün başka maddeleri çözebilmesinden biyolojik moleküllerin birbirini tanımasına kadar pek çok olayda bu etkileşimlerin payı var.

Asıl ilginç nokta şu: Dipol-dipol etkileşimi bazı güçlü kimyasal bağlarla karşılaştırıldığında zayıftır; fakat moleküller arası etkileşimler açısından oldukça anlamlı sonuçlar doğurabilir. Hatta bazı durumlarda yalnızca “polar olduğu için daha güçlüdür” demek bile yeterli değildir. Molekülün kütlesi, şekli, yüzey alanı, hidrojen bağı yapıp yapamadığı ve moleküllerin birbirine hangi yönde yaklaştığı sonucu değiştirebilir.

Bu nedenle “Dipol-dipol etkileşimi zayıf mı?” sorusuna benim yaklaşımım şu olur: Evet, kovalent veya iyonik bağlara kıyasla genellikle daha zayıf bir moleküller arası etkileşimdir; fakat kimyasal ve fiziksel davranış açısından kesinlikle önemsiz değildir.

Dipol-Dipol Etkileşimi Tam Olarak Nedir?

IUPAC, dipol-dipol etkileşimini kalıcı elektrik dipol momentine sahip moleküller veya molekül grupları arasındaki etkileşim olarak tanımlıyor. Ayrıca etkileşimin gücünün moleküller arasındaki uzaklığa ve dipollerin birbirlerine göre yönelimlerine bağlı olduğunu belirtiyor. Goldbook Mail+1

Buradaki temel fikir oldukça basit.

Örneğin hidrojen klorür (HCl) molekülünde klor, hidrojenden daha elektronegatiftir. Elektron yoğunluğu klor tarafında daha fazla olduğundan molekülün bir tarafı kısmen negatif, diğer tarafı kısmen pozitif karakter kazanır.

Başka bir HCl molekülü yaklaştığında, bir molekülün kısmen pozitif bölgesi diğerinin kısmen negatif bölgesine doğru yönelmeye eğilim gösterir.

Bu, iyonik bağdaki gibi elektronların tamamen bir atomdan diğerine aktarılması değildir. Kovalent bağdaki gibi atomları molekül içerisinde bir arada tutan bir bağ da değildir. Moleküller arasındaki elektrostatik çekimdir.

Üstelik moleküller sürekli hareket ettiği için bu çekim “sabit bir yapıştırıcı” gibi düşünülmemelidir. Dipollerin yönelimi sürekli değişebilir.

IUPAC'ın van der Waals kuvvetleri tanımında da dipol-dipol, dipol-indüklenmiş dipol ve London dağılım kuvvetleri aynı genel sınıf içinde ele alınıyor. Goldbook+1

Peki Neden “Zayıf” Deniyor?

Buradaki “zayıf” kelimesinin bağlama göre değerlendirilmesi gerekiyor.

Bir iyonik veya kovalent bağ, bir molekülün ya da kristal yapının temel kimyasal bütünlüğünü sağlayan çok daha güçlü bir etkileşimdir. Dipol-dipol etkileşimi ise çoğunlukla moleküllerin birbirlerine tutunmasını etkileyen moleküller arası bir kuvvettir.

Başka bir deyişle:

- Kovalent bağ, molekülün içindeki atomların birbirine bağlanmasıyla ilgilidir.

- İyonik etkileşim, zıt yüklü iyonların güçlü elektrostatik çekimini içerir.

- Dipol-dipol etkileşimi, kalıcı dipollere sahip moleküllerin birbirini çekmesiyle ilgilidir.

- London dağılım kuvvetleri ise geçici/indüklenmiş dipollerden kaynaklanabilir.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var: “Dipol-dipol her zaman London kuvvetlerinden güçlüdür” gibi katı bir genelleme yapmak doğru olmaz. Molekülün büyüklüğü arttığında London dağılım kuvvetleri ciddi şekilde güçlenebilir. Chemistry LibreTexts de büyük ve apolar bir moleküldeki dağılım kuvvetlerinin daha küçük polar bir moleküldeki dipol-dipol etkileşimlerini aşabileceğini belirtiyor. Chemistry LibreTexts

Yani “polar = kesinlikle daha güçlü” şeklindeki formül, başlangıç düzeyinde işe yarasa da gerçek kimyada her zaman yeterli değildir.

Kaynama Noktaları Bize Ne Anlatıyor?

Dipol-dipol etkileşiminin gerçek dünyadaki etkisini görmek için kaynama noktaları güzel bir başlangıç noktası.

Bir sıvıyı kaynatmak, moleküllerin sıvı fazdaki çekimlerden kurtulup gaz fazına geçebilmesi için enerji vermek anlamına gelir. Bu nedenle kaynama noktası, tek başına kusursuz bir “etkileşim gücü ölçeri” olmasa da moleküller arası çekim hakkında önemli bir fikir verir. Chemistry LibreTexts de kaynama noktalarının ve buharlaşma entalpilerinin moleküller arası çekimlerin karşılaştırılmasında kullanılabileceğini belirtiyor. Chemistry LibreTexts

Örneğin HCl'nin normal kaynama noktası yaklaşık 188 K, yani −85 °C civarındadır. Aynı kaynak HBr için yaklaşık −66 °C, H₂S için ise yaklaşık −61 °C değerlerini verir. Bunların temel moleküller arası etkileşimlerinden biri dipol-dipol etkileşimidir. Chemistry LibreTexts

Burada özellikle HCl ile apolar molekülleri karşılaştırmak öğretici.

Benzer moleküler kütlelere sahip bazı maddelerde polarite, kaynama davranışında fark yaratabilir. Chemistry LibreTexts'in verdiği başka bir örnekte CO ile N₂ karşılaştırılıyor. Her ikisinin moleküler kütlesi yaklaşık 28 akb civarındayken CO polar, N₂ ise apolardır. Bu nedenle CO'da dipol-dipol etkileşimi de bulunur ve kaynama davranışında bunun etkisi görülür. Chemistry LibreTexts

Bu, dipol-dipol kuvvetinin “zayıf ama ölçülebilir” olduğuna güzel bir örnek.

Daha Büyük Moleküllerde İşler Neden Karışıyor?

Burada çok önemli bir karşı örnek var: pentan.

Pentan apolar bir moleküldür; dolayısıyla kalıcı dipol-dipol etkileşimi yoktur. Buna rağmen NIST Chemistry WebBook, pentanın normal kaynama noktasını 309,2 K, yani yaklaşık 36,1 °C olarak veriyor. Buharlaşma entalpisi ise kaynama sıcaklığında yaklaşık 25,79 kJ/mol. NIST WebBook

Buna karşılık asetonda kalıcı dipol bulunur. NIST verilerine göre asetona ait normal kaynama noktası 329,3 K, yani yaklaşık 56,2 °C ve kaynama sıcaklığındaki buharlaşma entalpisi yaklaşık 29,1 kJ/mol değerindedir. NIST WebBook+1

Burada yaklaşık 20 °C'lik kaynama noktası farkı var.

Bu farkı sadece “aseton polar, pentan apolar” diye açıklamak eksik olur. Moleküllerin şekli, temas yüzeyi, kütlesi ve özellikle moleküller arası etkileşimlerin toplamı da önemlidir.

Asıl çıkarılabilecek sonuç şu:

Moleküller arası kuvvetler tek tek çalışan bağımsız düğmeler değildir.

Bir maddenin fiziksel özellikleri, dipol-dipol + London dağılım kuvvetleri + moleküler geometri + sıcaklık + entropi gibi birçok faktörün toplam sonucudur.

Bu yüzden dipol-dipol etkileşimini “zayıf olduğu için önemsiz” kabul etmek bilimsel açıdan yanıltıcı olabilir.

Dipol-Dipol Etkileşimi ile Hidrojen Bağı Aynı Şey mi?

Forumlarda en sık karıştırılan konulardan biri de bu.

Hidrojen bağı, dipol-dipol etkileşimleriyle ilişkili olsa da sıradan bir dipol-dipol etkileşimiyle aynı şey değildir.

IUPAC, hidrojen bağını elektronegatif bir atom ile başka bir elektronegatif atoma bağlı hidrojen arasındaki özel bir ilişki olarak tanımlıyor. Özellikle N, O ve F içeren sistemlerde belirginleşebiliyor. IUPAC ayrıca çoğu hidrojen bağında ilişkili enerjilerin 20–25 kJ/mol'den düşük olduğunu belirtiyor; flor içeren bazı istisnalar bulunuyor. Goldbook+1

Su bu yüzden çok güzel bir gerçek dünya örneği.

H₂O polar bir moleküldür ve su molekülleri arasında yalnızca sıradan dipol-dipol çekimi değil, güçlü hidrojen bağı etkileşimleri de vardır. Bunun sonucunda suyun kaynama noktası 100 °C civarındadır.
 
Üst