Derya Baykalın'ın kızı hangi dizide ?

Aylin

New member
Derya Baykal’ın kızı hangi dizide? Sorunun aslında iki cevabı var

Derya Baykal’ın kızı hangi dizide oynuyor diye arama yapanların kafasının karışması oldukça normal. Çünkü Derya Baykal’ın Ferhan Şensoy ile evliliğinden iki kızı bulunuyor: Müjgan Ferhan Şensoy ve Neriman Derya Şensoy. Dolayısıyla “Derya Baykal’ın kızı” denildiğinde hangi kızın kastedildiğine göre cevap değişiyor.

Son yıllarda bu sorunun en çok öne çıkan cevaplarından biri Müjgan Ferhan Şensoy’un “Bahar” dizisinde canlandırdığı Zeynep karakteri oldu. Müjgan Ferhan Şensoy, 2024 yılında “Bahar” dizisinin 7. bölümünden itibaren Zeynep karakteriyle ekrana geldi.

Diğer kızı Derya Şensoy ise oyunculuk kariyerine 2013 yılında “Doksanlar” dizisiyle başladı. ATV’nin kendi arşivindeki bilgilerde Derya Şensoy’un “Doksanlar” kadrosunda yer aldığı açıkça görülüyor; dizide Tuğba karakterini canlandırdı.

Üstelik iki kardeşin de yalnızca birer dizide görünmüş isimler olmadığını belirtmek gerekiyor. Müjgan Ferhan Şensoy’un “Çalıkuşu”, “Doksanlar”, “10 Bin Adım” ve “Bahar” gibi yapımlarda; Derya Şensoy’un ise “Doksanlar”, “Mayıs Kraliçesi”, “Bu Sayılmaz” ve başka projelerde yer aldığı görülüyor.

Yani tek cümlelik cevap arayanlar için: Müjgan Ferhan Şensoy’u soruyorsanız “Bahar”, Derya Şensoy’u soruyorsanız özellikle “Doksanlar” öne çıkıyor. Fakat bana göre asıl ilginç konu bundan sonra başlıyor. Çünkü bu aile hikâyesi, Türkiye’de sanatçı çocuklarının kariyerleri, aile mirası, kadınların çalışma hayatındaki konumu ve farklı kültürlerde “başarı” kavramının nasıl yorumlandığı üzerine düşündürücü bir örnek oluşturuyor.

Aynı aileden gelen iki oyuncunun farklı kariyer yolları

Derya Baykal’ın kızlarının kariyerlerine bakıldığında, “ünlü anne ve babanın çocuğu olmak” ile “kendi kimliğini oluşturmak” arasındaki ilişkinin ne kadar karmaşık olduğu görülüyor.

Derya Baykal ve Ferhan Şensoy, Türkiye tiyatrosunda güçlü biçimde tanınan iki isimdi. Böyle bir ailenin içinde büyüyen çocukların sanat dünyasına yönelmesi şaşırtıcı değil. Ancak bu durum, dışarıdan bakıldığında düşünüldüğü kadar kolay bir avantaj da olmayabilir.

Nitekim Derya Baykal daha önce verdiği bir röportajda kızlarının oyunculuk kariyerine ilişkin oldukça dikkat çekici değerlendirmeler yapmıştı. Röportajda aile içinde birlikte çalışmanın getirdiği stres ve profesyonel ilişkilerden söz edilirken, Ferhan Şensoy’un kızına tiyatroda diğer oyunculardan farklı davranmadığı da aktarılıyor.

Bu ayrıntı bana önemli geliyor. Çünkü sanatçı çocuğu olmak bir yandan kapıları daha erken açabilirken diğer yandan kişinin sürekli “anne ve babasının çocuğu” olarak değerlendirilmesine yol açabiliyor.

İnsan ister istemez şunu soruyor: Bir oyuncunun başarısını değerlendirirken ailesinin tanınmışlığı ne kadar hesaba katılmalı?

Bence burada iki uçtan da kaçınmak gerekiyor. “Ünlü ailesi sayesinde oyuncu oldu” demek de haksızlık olabilir, “ailesinin hiçbir etkisi olmadı” demek de gerçekçi olmayabilir. Sosyal çevre, kültürel sermaye, çocuklukta edinilen deneyimler ve sektörel bağlantılar elbette kariyer fırsatlarını etkiler. Fakat fırsata sahip olmak ile o fırsatı sürdürülebilir bir kariyere dönüştürmek aynı şey değildir.

Doksanlar’dan Bahar’a: Değişen Türkiye’nin ekranlara yansıması

Derya Şensoy’un “Doksanlar” dizisinde yer alması ayrıca ilginç bir kültürel bağlantı taşıyor. Çünkü “Doksanlar”, Türkiye’nin 1990’lı yıllarını mahalle hayatı, aile ilişkileri ve gündelik yaşam üzerinden anlatan bir yapımdı. ATV’nin tanıtımında da dizinin sıradan mahalle insanları üzerinden dönemin Türkiye’sini ele aldığı belirtiliyor.

Bu nedenle Derya Şensoy’un kariyerinin başlangıcındaki bu yapım, sadece bir dizi olarak değil, Türkiye’nin geçmişine dönüp bakma biçiminin bir örneği olarak da okunabilir.

“Doksanlar”da mahalle, aile ve komşuluk ilişkileri önemli bir yer tutarken, “Bahar” gibi daha sonraki dönem yapımlarında bireyin kendisini yeniden keşfetmesi, kadınların mesleki ve kişisel kimlikleri, aile içindeki roller ve toplumsal beklentiler daha görünür hale geliyor.

Bu değişim tesadüf değil.

Televizyon dizileri toplumdaki dönüşümleri sadece yansıtmaz; aynı zamanda o dönüşümlerin nasıl konuşulacağını da belirler. Bir dönem mahalle kültürü ve aile üzerinden kurulan hikâyeler ön plandayken başka bir dönemde kadınların meslek hayatı, kişisel özgürlükleri ve kendi kararlarını alma süreçleri daha fazla ilgi görebiliyor.

Burada küresel medya kültürünün de etkisini unutmamak gerekir. Türkiye’deki dizi anlatıları artık yalnızca yerel izleyiciye hitap etmiyor. Türk dizileri farklı ülkelerde izleniyor, karakterler sosyal medyada tartışılıyor ve Türkiye’deki toplumsal meseleler başka toplumların izleyicileri tarafından da yorumlanıyor.

Kültürler arasında aileden gelen meslek mirası nasıl görülüyor?

Derya Baykal’ın kızlarının sanat alanında ilerlemesi aslında yalnızca Türkiye’ye özgü bir durum değil. Dünyanın pek çok yerinde çocukların ebeveynlerinin mesleğine yöneldiğini görüyoruz.

Oyunculuk, müzik, siyaset, spor ve iş dünyasında aileden gelen meslek mirası oldukça yaygın. Ancak kültürler arasında bu durumun algılanış biçimi farklı olabiliyor.

Bazı toplumlarda aile mesleğini sürdürmek, ailenin kültürel mirasına sahip çıkmak şeklinde görülüyor. Özellikle sanat ve zanaat alanlarında usta-çırak ilişkisi nesiller boyunca devam edebiliyor. Japonya’daki geleneksel sanatlarda veya bazı Avrupa tiyatro geleneklerinde aileden gelen mesleki aktarımın tarihsel örneklerini görmek mümkün.

Başka toplumlarda ise bireysel başarı daha fazla ön plana çıkıyor. Kişinin kendi ayakları üzerinde durması, ailesinden bağımsız bir kimlik oluşturması ve “kendi başarısını” kanıtlaması özellikle modern kariyer kültüründe güçlü bir değer taşıyor.

Türkiye ise bu iki yaklaşımın arasında oldukça ilginç bir yerde duruyor. Aile bağları güçlü olduğu için kişinin ailesinden aldığı kültürel miras önemseniyor; fakat aynı zamanda özellikle medya ve magazin dünyasında “kendi emeğiyle mi başarılı oldu?” sorusu da sürekli gündeme geliyor.

Bu nedenle Derya Baykal’ın kızlarının kariyerine bakarken yalnızca “ünlü bir ailenin çocukları” şeklinde yaklaşmak eksik kalır. Aile desteği ile bireysel emeğin aynı anda var olabileceğini kabul etmek daha sağlıklı.

Kadınlar ilişkilere, erkekler başarıya mı odaklanır?

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Kadınların toplumsal ilişkilere, erkeklerin ise bireysel başarıya daha fazla önem verdiği yönündeki görüş, bazı toplumlarda gözlemlenen toplumsal rollerden besleniyor olabilir; fakat bunu kadınların ve erkeklerin doğuştan gelen özellikleri gibi sunmak doğru olmaz.

Dünya Sağlık Örgütü de toplumsal cinsiyet rollerinin toplumdan topluma değiştiğini ve zaman içinde dönüşebildiğini belirtiyor. Yani “kadın böyledir, erkek şöyledir” şeklindeki kesin ifadeler bilimsel açıdan fazlasıyla indirgemeci olur.

Bununla birlikte toplumların kadın ve erkeklerden beklediği roller arasında gerçekten farklar bulunuyor.

OECD araştırmaları, pek çok toplumda erkeğin aile geçimini sağlayan kişi, kadının ise bakım ve ev içi sorumluluklardan daha fazla sorumlu kişi olarak görülmeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Bu normlar yalnızca kadınların değil, erkeklerin de hayatlarını şekillendiriyor.

Dolayısıyla bir erkeğin bireysel kariyer hedeflerine yönelmesi bazen toplum tarafından doğal karşılanırken, bir kadının aynı hedefi gerçekleştirmesi aile ve bakım sorumluluklarıyla birlikte değerlendirilmek zorunda kalabiliyor.

Türkiye açısından tablo daha da dikkat çekici. UN Women verilerine göre Türkiye’de kadınlar ücretsiz bakım ve ev işlerine erkeklerden belirgin biçimde daha fazla zaman ayırıyor.

Bu nedenle kadınların ilişkilere daha fazla önem veriyor gibi görünmesi, her zaman “kadınların karakteri böyle” şeklinde yorumlanmamalı. Bazen toplumun onlara verdiği sorumluluklar, ilişkileri ve bakım görevlerini daha fazla merkeze almalarına neden oluyor.

Öte yandan erkeklerin de yalnızca kariyer ve bireysel başarı peşinde koştuğunu düşünmek doğru değil. Babalar çocuklarıyla güçlü ilişkiler kurabiliyor, erkekler aile bakımına aktif biçimde katılabiliyor ve birçok toplumda bu roller giderek değişiyor.

Asıl mesele biyolojik bir kaderden çok toplumsal beklentilerin bireylerin seçeneklerini nasıl etkilediği.

Türkiye’de kadın oyuncular açısından aile ve kariyer dengesi

Müjgan Ferhan Şensoy’un “Bahar” dizisine dönüş hikâyesi bu açıdan ayrıca dikkat çekici. Oyuncunun bir dönem annelik nedeniyle setlere ara verdiği, ardından “Bahar” dizisiyle yeniden oyunculuğa döndüğü aktarılıyor.
 
Üst